aslinda ne oldu?

TENEKE TRAMPET

21/6/2007

TENEKE TRAMPET

Hic buyumek istemeyen cocugun teneke trampeti caliyor durmacasina....

Ama kim duyabilirki o ciliz sesi savas, kan, olum danslarinin gurultuleri arasinda...?

Tam bir akil tutulmasi....Olsa da tutulsa diyesim var ya, neyse...

Onceden yaptigim uyariyi tekrarlayayim:

Turkiye kosar adim -ve geri donulmaz noktayi da gectiginbi de dusunuyorum- fasizme gidiyor.Mevcut sosyal yapi, ekonomik kosullar, egitimsizlik, oy hesabi yapan ucuz kahramanlar buna canak tutuyorlar...70 kusur yil oncesine donup Italya ve Nazi almanyasini bir inceleseler?

Turkiye de su an yapilacak en dogru sey "susmak"!..zaten istene de o degil mi?Ellerinde yagli iplerle gezen ofkeli , milli degerleri yuksek kalabaliklar linc icin kendilerinden farkli ses cikaran, kendilerinden farkli dusunen birilerini ariyor...

Tekrar hatirlatayim kehanetimi:

"....daha kotu gunler gorecegiz cocuklar...

kotu, karanlik, kanli...

motorlari maviliklere suremeyecegiz...."

Asagida Zaman gazetesinde yayinlanan guzel bir yazi....

"Ümraniye'deki bir gecekonduda ele geçirilen gizli cephaneliğin Hırant Dink, Orhan Pamuk , Perihan Mağden ve Elif Şafak gibi yazarların davalarında çeşitli eylemler düzenleyen emekli bir astsubaya ait olduğu ortaya çıktı ve kıyamet kopmadı.
Cumhuriyet mitinglerinde Türk bayrağı sallayarak, halkının bir kısmını düşman ilan edenler arasında bulunan Kuvayı Milliye Derneği'nin kurucularından olan bu kişi, Danıştay saldırısında adı geçen emekli yüzbaşının arkadaşı çıktı ve yine olay olmadı.
Ele geçirilen bombaların Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombalarla benzer özellik taşıdığının ortaya çıkması da 'makul çoğunluk' tarafından bir vakıa olarak ele alınmadı.
Atabeyler çetesi, Sauna çetesi deşifre edildi, gizli iktidarını sürdürenler açısından bir şey olmadı.
Emekli general Veli Küçük'ün adı hemen her şaibenin arkasından yankılandı, Dink soruşturması kapsamında ele alındı, yine bir şey olmadı.
Olayların iç yüzü, rejimi koruyan kitlelerin ilgi alanına dahil değildi.
Şemdinli'de kitapçıya bomba atanın bir asker olduğu, halk tarafından kıskıvrak yakaladığında anlaşıldı ve yine kıyamet kopmadı. Davayı araştıran savcının meslekten ihraç edilmesi çoktan unutuldu.
Cumhurbaşkanı adayının seçilmesi -bugüne dek sanki hep aynı tür bir uzlaşmayla seçilmiş gibi- eski adaylardan daha fazla oy almasına rağmen bir muhtıra ile ve Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla engellendi. Ortaya çıkan belirsizliğin tüm aktörleri sorgulanamadı.
Seçimlere doğru artan terörü gerekçe gösterip Kuzey Irak'a girmemizi savunan resmÓ görevlilerin ABD'deki bir düşünce kuruluşunun toplantısında ortaya çıkması, her fırsatta Batı karşıtlığı yapanların manşetine giremedi.
Ankara ve Manisa'daki şehit cenazelerine katılan hükümet üyelerine saldırıp siyasi sloganlar atanların üye olduğu kurumlar arasında, mitingleri düzenleyen Atatürkçü Düşünce Derneği, İzmir Ülkü Ocakları, CHP İzmir Gençlik Kolları olduğu tespit edildi. 'Cenaze tahrikçileri'nin şehir şehir gezdiği belirlendi, protestocular arasında bazı kamu görevlilerinin ve devlet memurlarının olduğu kaydedildi. Şehit kanlarının iç siyasete alet edilmesi hiç dehşete düşürmedi, K.Irak'ta belirsiz bir savaşa girmek için haykıranları...
Buldukları her yüksek tepeye bayrak dikmekte yarışanlar İzmir Limanı'nın yabancı sermayeye satılmasını emperyalizmle savaş gerekçesi olarak görüp gündemi işgal ederlerken, asıl işgalin yanı başımızda sürdüğünü, Ortadoğu'nun salt K.Irak'tan ibaret olmadığını görmediler.
Ahmet Kaya tişörtü giydikleri için linç girişiminden son anda kurtulanları duyunca yer yerinden oynamadığı gibi, bu linç kültürünü meşru hale getirircesine, halkı 'kitlesel refleks'e çağıran bir e-bildiri daha yayınlandı.
Bugün kitapçıların best seller raflarında Erdoğan çiftini ve Abdullah Gül'ü Davut yıldızı içine alanlar karşısında zımni bir suskunluk oluştu. Her vesileyle "Yahudi düşmanlığı yapılıyor" diye ayağa kalkanlar şimdi bu antisemit uygulama karşısında ortalıkta görünmedikleri gibi, mitinglerde yabancı azınlıklara karşı atılan sloganları da sorgulamadılar. Türklük yemini ederek Türk kanı dışında bir başka kan taşıyanlara karşı silahlı örgüt kuranlar ile miting düzenleyen dernekler arasındaki bağ pek sorgulanmadı.
Mitinglerini düzenleyen akademisyenlerden birinin intihal vakası yüzünden üniversiteden uzaklaştırılmış olması, bir diğerinin kurduğu kanalın sermayesinin tartışmalı oluşu, kapatılan Nokta dergisinin belgelediği gibi, çeşitli STK'ların TSK güdümlü olması, şeriat korkusu nedeniyle meydanlara akın edenlerin gündeminde bomba etkisi yaratmadı.
Bu kitleler, askerin siyasete karışmasını, çeşitli korkular canlı tutulduğu sürece onaylamaya devam etti.
Bu ilgisizlik, duyarsızlık ve vicdansızlık yüzünden meşrulaşmıyor mu zaten bu vesayet düzeni?"

Leyla İpekçi 19 Haziran 2007 Zaman Gazetesi

Dirhelek der ki:

Bir klasik Turk filmi tiradi:

(Doktor kalin cercveli gozluklerini duzeltip elindeki filmi isiga tutarken, hasta merakla yatagindan dogrulup sorar)

" hic umut varmi doktor bey?"

Doktor, belli belirsiz gulumser, cevap vermez!...

.......

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çin de Bir Köy ve Budist Tapinagi

26/5/2007

Çin de Bir Köy ve Budist Tapinagi

 

1 mayis isci bayrami sebeiyle bir haftalik tatil vardi Cin de..

Bizim memlekette 1 mayis torenleri guvenlikci abilerimizn sirtimizda bateri calistigi,akabinde  totisimizde postallariyla perkusyon calistigi bir neslin cocuklariyiz ki uluslararasi acanslardan Turkiye ilgili haberlerden  gordugum kadari ile o gelenek hiiic bozulmamis.

 

Yasasin Turk polisi, yasasin gelenegimiz, gorenegimiz ve de  kotegimiz…

 

Bizler, zihnimizde 1 mayisi, cocuklugumuz, universite yillarimiz (ve de haaalen gunumuzde) yasanan olum olaylari ile  kurgularken gomonist Cin de bu gunu bir gun olarak yeterli gormeyen hukumet “size kurban olsun laaan !!”deyu bir haftalik taile cikarmis bu gunu calisanlar icin…Oyle olunca biz de bir yerlere kacma ihtiyaci duyduk, aksam da yorgun argin donunce BBC ve CNN de istanbulda polis kardeslerimizin gunlerini kutlamak isteyen insanlarin  sirtlarina eklestirdigi Turkiye haberlerini izledik sila ozlemimizi giderdik, sirtimiz tatli tatli kasindi..

 

Bir alman, iki fransiz bi de turk(evet, aynen fikradaki gibi) bir araya geldik ve kiralik arabalarla daha onceden belirlenen gole dogru yola ciktik…

 

                            Image by Dirhelek

                                             Gittigimiz yer boyle bir yerdi iste..guseldi!

 

Hava cok guzeldi ve sik sik durup fotograf cektik..Ve bizde Cinli hemserilerimize  ayak uydurup poz verirken 70 li yillardaki Turkan Soray-Kadir Inanir  pozlari verdik ve dahi zafer isareti yaptik..(Ben bu cinlilerin poz verirken kucuklu buyuklu neden hep “victory” isareti yaptiklarini henuz cozebilmis degilim.)

 

Gittigimiz yer anadoluda herhangi bir koyden cok az farkli bir koydu…Hatta duvarlardaki, tabelalardaki  yazilari ve cekik gozlu insanlari gostermesek nerdeyse anadolu nun herhangi bir koyundeymisiz sanki..

 

                             Image by Dirhelek

                              Gordugunuz gibi bizim koylere cok benziyor,..bi tek koy meydaninda    cinar agaci ve koy camiisi eksik...

  Mangal yaptik, hava cok guzeldi biraz yuruyelim dedik tarlalarin bahcelerin arasindan..

 

                                  Image by Dirhelek

   Ha, koyun camisini bulamadik ama budist tapinagini bulduk...yoksul koyun en bakimli binasi da denebilir...Cin de onceki yazilarimda da belirttigim gibi ticarete donusturulmedigi surece din, ibadet uzerinde herhangi bir kistlama yok..Yani bildigimiz anlamda LAIKler..bizdeki laikligin ise tanimini ben bir turlu yapamiyorum, neyse o sinir bozucu konulari birakalim.Cunki eski bir cin atasozu soyle der:

 Havlayan her kopege tas atarsan, asla varmak istedigin yere varamazsin!

                                  Image by Dirhelek

Mum ve tutsulerin bir kismi halen yaniyordu, kapisi acikti ve bizde cekine cekine iceri girdik.Nedense bu tur kutsal yerler beni hep urkutmustur, sebebi mekanin kutsalligindan ziyade ordaki insanlarin abartili taskinliklarindandir, ama neyseki Cinliler uysal ve barisci insanlar...Onlarin inanclari da "ozde" hosgorulu, "sozde" degil...

anladin sen onu!

                                Image by Dirhelek  

   Duvar da uzunnca bir hikayeyi resmetmisler..resimleri inceledim ve bu resimleri yapmanin bile uzun bir zaman almis oldugu fikriyle merak ettim"kim?hangi sanatkar bu fakir insanlardan para talep etmeden bu resimleri cizttirmis bu duvara?belki de bir tas pirinc karsiligi? evet olabilir..Resimlerin anlattigi hikayeden cok resimleri cizenin hikayesi meraklandirdi beni....

 

Biraz da ayiptir soolemesi azimiz bozmamaya(!) gayret ederek gordugumuz bir tuvaletten bahsedelim:

 

Ihtiyac gidermek icin girdigimiz tuvalet, cin de pek cok benzerini gordugumuz (luks yerler, oteller ve havaalanlari haric) cinsten bir seydi.Yerden bir metre yuksekliginde duvarla bolunmus ve onlerinde kapi yok!

 

Gel de agzini bozma simdi?

 

Oyle olunca hemen yanibasinizda oturan bir cinli ile,burun buruna, karsilikli ihtiyac gidermek zorunda kaliyorsunuz…(ayrica pisuvarlar arasina da perdelemek icin herhangi bir malzeme koymuyorlar ki bir arkadas, bu durumu saklayacak bir seylerinin olmamasina baglamisti.)..yani basinizda burunu buruna ve duruma gore yuzunun ifadesi degisen bir yabanci ile kelimenin tam anlami ile umumi olan bu tuvalette ihtiyac gidermek, bosluklarda memleket meselerini konusmak:”ne dusunuyon Lee Cheng abey?”  gibi luzumsuz sorularla rahatsizlik vermek bana ters geldigi icin hemen disari kactim..

Burda umumi tuvaletlerin ekserisi  okullarin, yurtlarin vs, tuvaletleri boyle imis..hatta univeritede(ki Cin de hatiri sayili onemli universitelerden, bi suru yabanci dil egitimi goruyor) dil egitimi goren bir arkadas anlatti..ordaki tuvalette aynen boyle kapisiz ve alcak duvarlarla bolunmus ve garip olan asagida yalak benzeri bir yere ihtiyac gideriyorlarmis..sonra belli araliklarla fossshhh diye enn basta bulunan buyukce bir resrvuardan  tazyikli su geliyormus tum “mahsulu” toplayip goturuyormus..siz de oturdugunuz yerden asagiya egilip bu dehsetengiz manzarayi seyrediyormussunuz….

Tabii bu anlattigim tuvaletler vasat yerlerdeki tuvaletler..yeni ve modern binalarda alistigimiz tuvaletlerden var.

 

Agzimi bozmadim bu sefer sanirsam, yasasin ben!

                        Image by Dirhelek

Cin deyince pirinc tarlalarindan bahsetmeden olmaz.Iste son olarak bir pirinc tarlasi manzarasi....kalin salicakla ulan

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Kirmizi Pazartesi II

20/4/2007

Ponce Pilate

 

Ben demistim  demek hos degil ama..dedim yahu, gercekten dedim..bu keskinlik, bu paranoya, bu ulusalcilik, bu asiri hassas dindarlik memleketi "fasizme" goturur diye... iste cadi avi basladi..lincler, arkadan vurulan insanlar..vs

ben yine tekrar edyim taa onceden soyledigimi:

DAHA DA(MAALESEF) KOTU OLAYLAR OLACAK BU YAKIN ZAMANDA TURKIYEDE..bunu bilmek icin muneccimle munasebete girmeye de gerek yok kanimca..

neyse, siz yine de bildiginizi yapin, bana ne ki?

****

Malatya'daki vahşete bazı çevrelerin ve kişilerin tepkileri bize Roma İmparatorluğu'nun Filistin Valisi Ponce Pilate'yi hatırlattı.
Pilate, Hazreti İsa'yı çarmıha gönderirken ellerini yıkamış, "Bu kandan sorumlu değilim" demişti. Son sözü söyleme yetkisi kendisinde olduğu halde, verdiği kararın sorumluluğunu ve vebalini halka yüklemek için.
İki gündür yapılan açıklamalarda Malatya'daki korkunç infazların sorumlusu olarak, tıpkı Rahip Santoro ve Hırant Dink cinayetlerinde olduğu gibi, "Malum" adresler gösteriliyor: "Karanlık güçler", "Türkiye'yi bölmek isteyen dış mihraklar". Ve de onların kandırdığı maşalar...
Tabii hiçbirinde bu zehirli ortamın elbirliğiyle oluşturulduğu, bu "Paranoya"nın ortak eserimiz olduğu ima bile edilmiyor. Biz hatırlatalım:
"Türkiye'de faaliyet gösteren misyonerler nüfusun yüzde 10'unu 2020 yılına kadar Hıristiyanlaştırmayı ve 1 milyon İncil dağıtmayı hedefliyor. Türkiye'nin jeopolitik konumu misyonerlik faaliyetleri için çok önem taşıyor." ( MGK'ya sunulan TSK raporu )
"Kiliseler apartman katlarına kadar yayıldı. Vatandaşlarımız kah ikna, kah çıkar sağlanarak Hıristiyan yapılıyor. AB'ye gireceğiz diye din elden gidiyor. Önlem alınmazsa ülkemiz parçalanacak." ( Rahşan Ecevit )
"Tarihte olduğu gibi günümüzde de aynı güçler (Haçlılar), İslam'ı çıkarları ve egemenlikleri karşısında en büyük engel gördükleri için, insanlarımızı bu dinden koparmak için planlı ve organize bir şekilde çalışıyorlar." ( Diyanet'in tüm camilerde okuttuğu hutbe )
"Türkiye'de 3.5 yılda 40 bin kilise ev açıldı. Türkiye'de bu kadar Hıristiyan yok. Amaç çocukları Hıristiyan yapmak." ( BTP lideri Prof. Haydar Baş )

Hiç kimse masum değil
"Doğu ve Güneydoğu'da misyonerlik hız kazandı. Amaçları başka. Türk bayrağı altında, Türk toprakları üzerinde, tek vatan, tek bayrak, tek kitap, bir Allah diye yemin ettik." ( BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu )
"Misyonerler Türkiye'de 5 milyon kitap basacak parayı nereden buluyorlar? Ayrıca bu ülkede 5 milyon Hıristiyan mı var? Oyun basit: Gençleri kuklalaştırarak ülkeyi içerden çökertmek." ( Prof. Oktay Sinanoğlu )
"Misyonerlerin amacı Türk insanının milli direncini kırmak. Bu kadar nüfusu Anadolu'dan atmak mümkün olmadığı için, Türkler'i dönüştürme kararı alındı. Atatürk zamanında, 1929'da kurulan Misyonerleri Kovma derneği benzeri bir dernek kurduk. Tüm vatandaşlarımız misyonerliğe karşı örgütlenmeli. " ( Prof. Zekeriya Beyaz )
"Misyonerler insanımızı sadece dininden değil dilinden, kültüründen, devletinden, bayrağından, örfünden, adetinden soğutmayı amaçlıyor ve beşinci kol faaliyetinde bulunuyorlar. Yurtdışı uzantıları olan bu faaliyet ulusal güvenliğimizi de ilgilendiriyor." ( Araştırmacı Aytunç Altındal )
Bunlar TV kanallarıyla dalga dalga yurda yayılan yüzlerce, binlerce açıklamadan sadece birkaç örnek. Daha "Türkiye'de 400 bin misyonerin cirit attığını" söyleyen var, "Açılan kilise sayısının 50 bini geçtiğini" iddia eden var, "Dağıtılan İncil sayısı 10 milyonu aştı" diye feryat eden var.
Böyle akla-mantığa sığmayan rakamlar eşliğinde, "Din elden gidiyor", "Ülke içerden çökertiliyor", "Vatan büyük tehdit altında" çığlıklarıyla paranoya ortamı yaratılırsa olacağı bu. Ne diyor Malatya canavarlarından biri: "Din elden gidiyor diye öldürdük. Vatan için yaptık."
Hiç kimse elini yıkayıp bir kenara çekilmesin. Bu canavarları biz yarattık. Doktor Jekyll de biziz, Doktor Frankeştayn da. Hiç kimse Ponce Pilate rolünü oynamaya kalkmasın...

 

Erdal Safak

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

KA-LAS-NI-KOFF

28/3/2007

KA-LAS-NI-KOFF

“..

Boom, boom, boom, boom, boom ... Jek bar?

Ka-lash-ni-kov Ka-lash-ni-kov Ka-lash-ni-kov ….

..”

GORAN BREGOVIC

 

Ne guzel baharlardi onlar oyle?

Cocuktuk, yasam pek bi naifti,her bok bize guzel geliyordu diye soylemiyorum vallahi, gercekten guzeldi.Cunki az sey vardi yasamda ve fazlasi kafamizi karistirmiyordu.Tv aksam sekizde aciliyordu ciftcinin dunyasi programi ile..insanlar birbirlerine oturmaya gidiyorlardi ve kremali biskuvi ennn luks yiyecekti..Kot pantolon ise sadece alamancilarin g.tunde vardi..sumerbank cizgili picamalari kiskanc bayanlar tarafindan bas taci ediliyordu eros marka pamuklu ic camasirlari yerine..

Zengin henuz daha zengin olmamis fakir ise henuz cok daha fakir olmamisti…

Suluman epp basbakandi tabii..

Ellerinde surekli kirmizi kapli kalin kitaplarla dolasip uzun cumleler kuran agbi ve ablalarimiza gore sagcilar fasisttiler(burda onlara bir mahlukattin ismi yakistirilmasini kendime otosansur uygulayarak yazmiyorum) ve onlar amerikanin ussagi idiler..

Solcular ise “gomonisler moskofaya’’(ya sev ya terketin nostalcik yorumu) sloganinin bas aktorleri, memlekete zarar veren haseratlardilar biyiklari at nail bicimindeki ofkeli agbilerimize gore…yokedilmeliydiler!(edildiler netekim!ee, asmayip besleyecek deildik herhalde!!!)

Agbilerimiz ablalarimiz gozlerini ufuklara daldirip “gusel gunler gorecegiz cocuklar, gusel gunler..motorlari maviliklere surecegiz..” diyorlardi bize inancla..biz de inaniyorduk..(bu inanc essek z.ki boyunca adam olana kadar devam etti…sindi yok cok sukur,..)

ve G. halam, israrla televizyondaki adamin taa gozlerinin icine bakarak haberlerini okumasindan rahatsiz oluyor; israrla tvdeki adamlarin bizlerini gorebildiklerini iddia ediyordu…adamin bakislarinin cok tacizkar buldugunu, sapik olma olasiliginin gozardi edilmememsini istiyordu..o yuzden haber bulteni okurken ekrani gormeyecek pozisyona geciyor basortusu ile(o zaman turban henuz kesfedilmemisti) de yuzunu kapatiyordu…

 

Ve tum bunlarin ustune agbilerin ablalarin “bu sene kesin devrim olacak..” diye baslayip bize duslerimizdeki her seyi sunan utopik bir dunyayi anlatilarini da ekleyin…

 

Bitti mi?

 

Yoooo..bi de ustune bahar gelivermesin mi her karli ve uzun kisin ardindan…  topragin tabiatin uyanisini an be an izlemek kani kaynayan biz cocuklari costurmaya yetiyordu.

 

Ve tabii bahcelerinde meyve agaclari, turlu cesitli cicekleri, gulleri leylaklari, beyaz beyaz acan akasyalari olan komsulari da..

uzun ve karli kis gunlerinden sonra gunes tum comertligiyle acardi kollarini daglara tepelere..arnavut kaldirimi tenha yolarin iki yaninda siralanmis bahcelerde davetkar envai cesit cicek kokulari yayilirdi tum sehre…leylaklar, civil civil serce isgalindeki akasyalar, turlu renklerde guller, badem ve kiraz cicekleri..bu goruntu ve koku sarhoslugunu atlatamadan yesil caglalar, erikler ve pembelesmeye baslayan kirazlar bizi gunaha davet ederdi…

yeyiiinnn beniii….koparinnnn beniiii….koklayin beniiiii

Hangi sabi buna karsi koyabilir?

Avuclarimizdan, parmaklarimizin arasindan …kosarken, deli gibi, saclarimizin arasindan akip gidiyordu zaman, damla damla, usul usul…

Ve galiba en guzeli, farkinda degildik hic bir seyin, o sebepledir ki her sey guzel yuzunu gosteriyordu sadece bize…

Gelelim bin yasindaki yasli arinin kovaninin bu kisminda kalan son hikaye+aniya..

******

Kisin kasvetli ve komur dumani yuklu sisi dagildiginda ve sehrin hemen kuzeyindeki tepelere gunes vurdugunda yesil yesil goge yukselirdi o tek basina ve ennn yukarda..

 

Dev, yasli bir badem agaci…

 

Aslinda orada pel cok badem agaci vardi onun haricinde ama o baskaydi..Baskaligi sadece en tepede olmasindan ve en yaslisi olmasindan kaynaklanmiyordu elbette…iri hantal govdesinden insan elinin erisebildigi tum dallarinda, rengarenk, eski – yeni, uzun -kisa turlu turlu bez asilmisti ..Cunki o yasli agacin altinda bir yatir olduguna inaniyordu Sehrin insanlari ve oraya baglanan bezler caputlar sayesinde dileklerinin gerceklesecegine inaniyorlardi…

Biz cocuklar ise tum agaclara karsi acimasiz iken sadece ona karsi cekingen davraniyorduk; cunki buyukler turlu korkunc hikayelerle bizi kokutmuslardi…En iyisi onun bademine dokunmamak ve onun dallarina bezenmis ciceklerinin cekisiciligine aldanmayip kirmamak…yoksa Alimallah carpiliriz!yamuluruz, duzeltenimiz cikmaz!

 

B. teyzenin de erkek cocugu olmuyordu, o yuzden her bahar ziyaret ederdi yasli badem agaci beyaz gelinligini giydiginde…Asarken tomurcuk tomurcuk dallarina dalli gullu bez parcasini yakariridi “agaca!”:

bu yedinci kiz…bu yedinci kiz..bunca kiz, yedi bitirdi beni beni…Herif de oldurur beni bi kiz daha dogurursam.,..sen bana bi oglan cocugu ver Allahim…aslanlar gibi bir….ne bok varsa…ayy tovbe diyiim…bir erkek evlat…erkekde erkek…kokune kibrit suyu…affet Allahim, yoksa bosar beni bu manyak!..ille de dassakli olsun..amannnn ..iste..senin isine karismam ama…niye yedi tane a.klu verdinde bi tane pipili evlat vermedin ki…?amaannn neyse.....amiiin!”

 

Tabii ki ne agac ne de Tanri bu samimi, sevimli yakarisi dikkate almadi, taaa ki sekizinci cocuga kadar…Ama kendisine ayni sekilde koca arayan ve B.teyzeye  her bahar refakat eden A. apla B. teyzenin bu yakarisini herkeslere duyurdu.Mahallede duymayan kalmadi.. Mahallenin koca popolu kadinlari kikir kikir gulerken B teyzenin kocasi da aksamlari kahve donusu, aklina her geldiginde ya agiz dolusu sovdu ya da bi guzel patakladi…Bi tek deli Feride dolu kahkalarla guldu bu duaya…adi ustunde adi Feride, deli Feride …kimseden korkmaz agzina geleni soylerdi…biz cocuklar bazen tum acimasizligimzla pesine takilrdik…

“Ferideee..Ferideeee…ayaklari gerideeeee!”

O yerden aldigi tasi bize dogru sallarken bagirirdi:

“Asil sizin ananizin a.i geride, pic kurulari!”

 

Aylardan nisan!...agaclar tomur tomur ve de bicir bicir…

Dagin tasin topragin havanin denizin, deli feride nin kani kayniyor…ya da…

Biz cocuktuk, kaynayan sadece bizim kanimiz, bilemiyorum artik!

B. teyze basortusunu yarim yamalak atmis kafasina kosturuyirdu sokakta…yetisti hemen A. aplaya..:

hamileyiim kiiiz!”

A. apla sevinsin mi bud a kiz olursa diye endiselensinmi bilemeden bir sure bakti B. teyzeye…

Bi sey deme..bu sefer erkek olacak valla,,,,icime dogdu…kalk kiz ..bademlige gidiyoruz..”

Her zamanki masum dua bu sefer daha icten tekrarlandi…

Bu kez,..

 

Belki bu kez…

….

B. teyzenin sik sik midesi bulaniyordu, goturmusler onu en iyi doktora:Doktorda demiski buna, kalin siyah cerceveli gozluklerini Masaya birakttiktan sonra:”bak guzel kizim, cok bunalmissin, yuregin dararlmis(o zamanlar henuz stress kesfedilmemisti), cik biraz kirlara,temiz havaya…”

B. teyze begenmedi doktorun yorumunu, cahil adam, ne anlar ki o?erkek olacak o yuzden midem bulaniyo benim…sekiz kez dogurdum, benden iyi mi bilecek o?

 “Oglum olsun gororsunuz siz!”dedi B. teyze, kafasini sallayarak!Yine de emin olmak, isi garantiye almak icinde Cay sokaginin kadinlari ile toplastilar gunesli bir Pazar gunu…Sepetlerinede sarmalar, pilavlar, kotftelerle ve meyvelerle de doldurdular..kii agaca silan iki bez parcasindan sonra manevi doygunlugu midevi doygunlulla surdurmek icin…

Duvarlari yazilarla;kahrolsun fasizm, yasasin direnisimiz, gev genc, dev sol, hg, uko, eb,ekk,kominizme gecit yok, zafer islamin vs .. dolu duvarli eski yoksul evlerin arasindan gecti irice popolarini sallaya sallaya…

Sokaklar leylak kokuyordu,..koca kalcali kadijlarin etrtafinda cocuklari saga sola gurultulu kossusturmalarla bu neseli kervana renk katiyorlardi …

 

Tepelre yaklastigimizdan.esen ruzgarin getirdigi cayir cimen-polen kokulari acikca hissediliyordu artik…ama bu ayni zamanda sehir merkezinden uzaklastigimizi, yoksul mahalleye geldigimizi de gosteriyordu..tum sehirlerde oldugu gibi burda da yoksulluklarini, kotu ve bakimsiz kondulerin  zengin bahcelerle susulyorlardi burda yasayan insanlar…her taraf cocuk kayniyordu….gecekondu mahallesinin cocuklari, evlerinin kapisinda oturmus orgu orup laf yapan kadinlar…

Boyle adim adim gule oynaya giderkennnn….

 

tak    tak   tak taaakkkkk

….

Muthis bir ses…

 

Alisik olmadigimiz siddette..

 

Ne oluyor demeden. O yoksul evlerin arasinda ecis bucus uzanan sokakta kimsecikler kalmadi…nereye gitti bunca insan ???diye dusunurken bir yandan da ne oldugunu anlamaya calisiyorduk..…bir tek bizim grup ellerinde dolma tencereleri caydanliklar posetler, vs,oyle kalalakaldik sokagin ortasinda…

Tam o esnada saskin sessizligi ikinci bir takirti bozdu….

Bu kez daha yakindan geliyordu se,,,hatta sonuncsusun pesinden islik sesi gibi bir se de duyuldu….kadinlarda biri basyti cigligi:

 

ayol bu silah sesiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii..noluyoruzzzzz ?”

 

pesinden digger kadinlar panic halinde:

 

”amaan basimiza gelenler,,,,,,”

 

 

“hepimiz oleceezzzzz, hakaaannn, evladiiim hakan gelllll?”

 

“ayyyy,, vurucaklar biziiiii…bebegim bnerde beniiimmm???”

 

cocuklar saskin …kadinlar panic icinde…sokagin ortasinda boyle bir sure panic halinde saga sola cigliklarla kacistiktan sonar bir kapi gicirti ile aralandi…

 

“Huuu, buraya gelin hanimlaaar,,,,yoksa vurulacaksiniz….”

 

Kadinlar cocuklar yapisik bir grup olarak kosar adim ve yine cigliklarla.

Itis kakis koca dotleriyle biribirlerini ite ite iceriye daldi kadinlar, aralarindaki bosluklardan da cocuklar…..

 

Esrarengiz bir ev?

 

Camurdan ve ne bulunmussa ondan yapilmis eski bir ev…Kalin duvarlarinin duvarlarinda zoraki acilmis iki pencere iceriyi aydinlartmaga kesinlikle yetmiyor…Isik yoksulu eve girmistik ama halen korkudan kadinlar birbirlerine yapisik duruyorlar mirmir konusuyorlardi…sanki sesli konusunca disarda ates edenler yerlerini tespit edip mermilerini onlarin uzerine bosaltacaklr gibi…

 

Sonra gozlerim  karanliga yavas yavas alistiginda pencereden suzulen isigi arkasina alan bir golgenin, yatakta dikilmis, saskin bize baktigini gordum…elimde sapanim, obur avucumda bilyeler oylece saskin bakaakldim cocuga..cunki bir tek surati haric her tarafi sargilar icndeki cocugun kafasinda tek bir sac teli yoktu ve sarginin disinda kalan vucudunun, yuzunun rengi alisik olmadigimiz bir bicimde kirmizi idi..kadinlar bu cocugu merakala izlerken disarda devam eden makineli tufek takirtilarini unuttular ve icerde genizleri yakan rutubet ve ilac kokusunu farkettiler…bir iki fisir fisir konusma duyuldu ama ben saskin bir bicimde cocugu seyre daldigimdan seslerin kimlerden geldigini farkedecek durumda deyildim ve dahasi disardaki gurultulerun anlami neydi?onu bile dusunecek firsatim olmamisti.. simdi kadinlar, disari ile bu hastalik kokan karanlik ev arasinda teredut icinde bakisiyorlardi…o sirada karanlik koselerden cikan irice iki cocuk garip cocugun yataginin koselerine yapistilar ve tahteravalli gibi tasiyip yere, kaza kursunlarinin ulasamayacagi daha guvenli bir yere tasidilar…

 

biz cocuklar ortama yavas yavas ayak uydurmustuk ve cocuga biraz daha yaklasip incelemeye basladik…karanlikta duvar dibinde comelmis ev saghibi yorgun sesiyle fisildadi:

 

”hasta o, rahatsiz etmeyin onu lan!”

 

Hepimiz iki adim geri ciekilirken B.teyze:

 

 “ayy ben hamileyim…ogluma bi sey olmasin..?”

 

Kadinlardan bir kaci fisir fisir konustu..sonra biri daha yuksek sele bagirdi:

 

“Erdaaal?....Erdal nerdeeee?’’’

 

Herkes telasla cocuk kumesinin icine daldi,

 

Erdal yoktu!

 

Sonra cocuklardan birinin onu bakkala leblebi tozu almak icin gittigini soyledi.Soylemesi ile kadinlar hep bir agiz dan uuuuvv diye dovunmeye basladilar.

Kirmiz derili boynuna kadar sargili cocuk ise saskin bize bakiyordu

O sirada disarda ki seler azalmisti.kapi gum gum vuruldu. Evsahibin irice cocuklarindan biri usulca kalkip acti kapiyi..acilan kapidan sakin sakin korku dolu gozlerle etraf bakinan erdal gorundu once sonra elinde kocaman bir makineli tufek tutan, volanli bir ceket giyinmis, kaslarina kadar beresini indirmis bir “abi” goruundu..erdal bizi gorunce yuzunun ifadesi degisi firladi iceri…hepimiz rahatlamistik.

Erdali getiren abi ara vermeden sordu:

 

“Cocuk siznmi?disarisi tehlikeli, burda dursun biraz,?Tig veya orgu sisi varmi?acilen lazim”

 

Erdalin annesi minnet dolu bakislarla:

 

“ ?benim evladim, cok sagolasin?odumuz koptu valla?”

 

“tig varmi?.."

 

“n..nasil?…tig?”

 

“evet, tig, ?silahi gosterek “jarjor takildi da!”

 

Evin irice cocugu o sirada sanki bu sahneyi yuzlerce kez yasamis gibisakin, icerden bir tig alip gelivermisti coktan.O sirada kosede rahat rahat outran yasli e sisman ev sahibesi kadinda oflaya puflaya dogruldu. “Bu isimi gorur!” dedikten sonra oglaninn getirdigi tigi aldi bi eliyle de delikanlinin elindeki kalashnikofu kapti..orasini burasini kurcalamaya basladi..bi yandan da soylenoiyordu delikanliya:

 

“Oolum niye aksamlari bakimini yapmiyonuz siz bunun?Yaglamazsan, temizlemesn boole takiliverir iste?”

 

Agbi de suclu suclu kafasini egmis teyzeyi izliyordu dikkatle..yasli kadin silahi elindeki tigla kurcalarken bi yandan da namluyu saga sola ceviriyor, namlu evin ennn dip kosesinde kumelenmis bizimkilere her denk geldiginde ise koca popolu kadinlar kucuk cigliklar atip saga sola egiliyorlar,kacmaga calisiyorlardi, kazaya kurban gitmemek icin…

onlar yer degsirtirdikce teyze de silahi evirip ceviriyo her seferinde onlarin hedeften cikip rahatlamalarini engelliyordu inadina..

B. teyzem daha fazla dayanamadi,

 

”ayyy, bana bi seyler oluyooo..”deyip yere yilgildi..

 

“Amann kizlar kolonya getirin,” dedi biri

 

Vah yavrumm cougunu duusrecek! Hemde oglan?” dedi baska biri..

 

“Ne biliyon kiz?Allah Allah..” dedi yine baska biri..

 

Acilinda hava alsin biraz..” bunu da basak biri dedi..

 

O sirada agbi de tigi verip “kusura bakmayin bacilar!?”deyip firladi kapidan ..o sirada erdal da bayilan B. teyzemin taklidini yapiyordu:gozlerini sasi yapip bacaklarin carpiyior, garip be komik bir sele ayhh deyip yere yatiyordu.bizkikir kikir gulerken baktim kirmizili sargili cocukta kaghkalarla guluyordu..sonra gruptaki kiz cocuklari basladilar sarkiya

Boom, boom, boom, boom, boom ... Jek bar?

Ka-lash-ni-kov Ka-lash-ni-kov Ka-lash-ni-kov ….

..”

biz de pesinden tabii, el cirparak!kadinlar B. teyzeyi ayiltma gayreti icinde olduklarinda gurultumuze ses scikarmadilar..hem bizim gurultumuz disardakinin yainda gurultu sayilmazdi?

Ah, unutuyordum , B.teyzenin nur topu gibi bitr kizi cocugu oldu…o  kiz olmasinin sebebinin o karanlik evdeki garip ilac kokularinin  sebep oldugunu iddia etti.iki sene sonra yine hamile kaldi, bu kez, en sonunda bir oglu oldu.

 

 

PS.bu ani +  hikayenin yaziminda hicbir bocege, ata boka pusura zarar verilmemistir..Goran a tesekkur edilmistir..

O cocuk kumesi ise dunyanin dort bi yanina dagildi…Almanya, Fransa, Amerika, Isvicre, Cin, Ingiltere…Ve olume!..Sebep olanlari nereden bulayim?

(Bin Yasindaki ARI kovanina doner agir adimlarla, uzunca bir sure icin!..icerden bagirir:baska hikaye yok!)

 

Baska yok!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Domuz yili kutlu olsun!..cumlemize..

6/3/2007

domuz yili ile ilgili resim sozu vermistim...

tutuyorum sozumu biraz gec olarak..

once biraz aciklama:

cin takviminde (lunar )-zodiac- her yili temsil eden bir hayvann var...hayvan dediysem gercek hayvan ici disi bir olanlardan....her neyse mesacimi da verdikten sonra domuz yilinin onemi neymis onu anlatayim;

domuz her ne kadar bizim cografyada mundar, pis, vs ile es anlamli olarak kullanilsa da dunyanin diger bolgelerinde oldugu gibi cin de de bereketi simgeliyor(aaa aklima geldi yav,hani bizde de bi bereket tanrisi heykeli vardi..seyi boyundan buyuk...demekki bizim kulturumuzde de onemli bir yer teskil ediyor...evveet sosyolocik bi tespit yaptim yine)

o yuzden domuz yili da bereketi ve uguru temsil ediyor..bu sene dogan cocuklar da sansli olacaklarindan sokaklarda karni burnunda chopstick bacakli bi suru cinli hatun oole umarsizca dolanmaktadir..bu sirada arastirmaci kisi(bennn oluyorum bu kisi) etrafi gozlemlemekte fotograflar cekmektedir...

sunu da gormustur ki bu kisi; dunyanin insanlari uc asagi bes yukari "ayni" dir...umut, mutluluk, ask, aclik, olum , dogum her yerde aynidir...o yuzden milliyetciliginde dininde uydurulumus efsaneler oldugunu dusunmektedir..ama ne fayda?

bin yillik tabulari yikmak guctur...milliyetcilik akiminin sadece 250 yillik bi gecmisi oldugunu, ondan once insanoglunun bu olmadan pekala bir arada yasayabildigini sey ettiikten sonra geceyim fotograflara:

 

        by dirhelek

Dogal olarak her yerde domuz sembolleri..resimleri, oyuncaklar vs..burada domuza iade-i itibar var...ben de domuz pirzolasi ve bacon ile katiliyorum yeni yil kutlamalarina...

 

         by dirhelek

 

Bayram gunu insanlarin merhametini, comertligini  arayan umutsuz genclerden biri kaldirima dramini yazip basi onde insanlarin ona para vermesinib bekliyor...insanlar cogu zaman izleyici oysa..o ise basi onunde bekliyor saatlerce...ben bi keresinde aval aval yururken boole bir yaziyi gormemis basmistim...sonra farkedince de kendimden utandim akabinde..yuh olsun duyarsizligima..evet!

 

Image Hosted by ImageShack.us bayramliklarini giymis insanlar ve buyuklerini es- dostlkarini ziyarete gidiyorlar...misafirlere sekerleme ikram edilir, sohbet edilir.. dedigim gibi ennn basta.... hepimiz ayniyiz aslinda.. fark dediklerin ise...mesela!!! eger sen daha zenginsen, bu benim daha fakir olmamdandir.. ve sen daha toksan, bu benim daha ac olmamdandir.. kimsenin kazik cakip durmadigi bu g.t kadar dunyada ayni mavi gogun altinda yok aslinda birbirimizden farkimiz..ama maalesef insanin yarattigi canavarlar-efsaneler(din+milliyetcilik) kan dokmeye devam ediyor ve edecek.. yine de mutlu bir yil dilerim.

cinlilerin dedigi gibi:

Xin nian kuai le!

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa

Blogcu.com bir BERIL Tech hizmetidir.