KELEBEK ETKISI NEDIR?KAOS TEORISI….

KELEBEK ETKISI NEDIR?KAOS TEORISI….
Bu gunlerde vizyonda olan bir filmin adi da olan kelebek etkisi nadir gercekte?kaos teorisi ile ilgisi nedir?sabah cikarken ocagi kapattimmi?utuyu fisten cektimmi gibi sorularin cevabini bulacaz

Ordinaryus pirof.dirhelek aydinlatmaya devam ediyor,,yaklasiniz,,ass sonra!
Once bi reklam alacaz
(Adap! ..Adap ..hasema ve tesettur mayolari,,,Adap! Bayilikler verilecektir.. memduh bey ishani sirkeci …Adap hasemalari ile gonul rahatligyla ciminiz)
Gelelim konumuza…
Kelebek etkisi kisaca soyle tanimlanabilir:
Kelebek Etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki ufak değişikliklerin, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilecek etkiye verilen isimdir. İsmi, Edward N. Lorenz'in hava durumuyla verdiği örnekten geliyor: Amazonas ormanında bir kelebeğin kanat çırpması, Avrupa'da fırtına kopmasına sebep olabilir.
Iyi de durduk yerde bu utopik yaklasim da nerden cikti derseniz, buyrun okumaya devam edinis:
Kokeni Hegel e dayanan ve Karl Marx ve Friedrich Engels tarfindan gelistirilen diyalektik mantiga dayanir…
Karl Marx ve Friedrich Engels biraderler bi gun kahvede pisti oynarkene nasil yapariz da bu toplumun altina dinamiti koyariz diye kafa patlatirkene bu ikisi tarafindan ayrintili olarak gelistirilen diyalektik materyalizm, politik ekonomiden çok daha fazlasını ifade ediyordu: o bir dünya görüşüydü. Doğa, özellikle Engels’in çalışmalarında göstermeye çalıştığı gibi, hem materyalizmin hem de diyalektiğin doğruluğunun kanıtıdır. “Matematiğin ve doğal bilimlerin bu özetini çıkarmamda” diye yazıyordu, “tarihteki olayların görünürdeki tesadüfiliğine egemen olan diyalektik hareket yasalarıyla aynı diyalektik hareket yasalarının doğada, sayısız değişimin karmaşası içinde kendilerini kabul ettirdiklerinden ayrıntıda emin olmak söz konusuydu.”
Yani tarihte tesadufen olan bir olay –kelebek etkisi- cok onemli sonuclara sebep olmustur.Bir su damlası bazen düzenli olarak damlar, bazen düzensiz; bir sıvının hareketi hem türbülanslıdır hem değil; kalbimiz düzenli olarak atar ama bazen çarpıntı yapar; hava sıcak ya da soğuk eser. Nerede karşımıza kaotik görünen bir hareket çıksa –ve aslında her tarafımız onunla doludur– bu harekete sıkı bir bilimsel bakış açısıyla yaklaşma çabası genellikle çok nadir olmaktadır.
Amerikalı meteoroloji uzmanı Ed Lorenz'in bilgisayar simülasyonlu hava tahminlerinde dikkate değer bir gelişme keşfetmişti. Simülasyonlarından biri, nonlineer ilişkiler içeren on iki değişkene bağlıydı. Eğer simülasyon bir öncekinin başlangıç değerlerinden yalnızca çok küçük farklılıklar –bir değer setinde altı ondalık basamağa kadar değerler varken diğerinde üç ondalık basamağa kadar değerlerin olması gibi farklılıklar– taşıyan yeni değerlerle yeniden başlatılırsa, bilgisayarın ilk durumdakinden çılgınca sapan farklı “hava durumları” ürettiğini bulmuştu. Çok küçük bir pertürbasyonun beklenebilir olduğu bir noktada, kısa bir fark edilebilir benzerlik döneminden hemen sonra bütünüyle farklı bir desen oluşuyordu.
Bunun anlamı şudur, karmaşık, nonlineer bir sistemde, girdilerdeki küçük bir değişiklik çıktılarda devasa değişiklikler üretebilir. Lorenz’in bilgisayar dünyasında, bu durum, dünyanın bir tarafında kanatlarını çırpan bir kelebeğin, dünyanın başka bir tarafında bir kasırgaya yol açmasına denk düşüyordu. Buradan çıkarılabilecek sonuç şudur: hava durumunu belirleyecek kuvvetler ve süreçler bu kadar karmaşık olduğuna göre, önümüzdeki kısa zaman diliminin ötesinde bir hava tahmini asla yapılamaz. Gerçekte, dünyadaki en büyük hava tahmin bilgisayarı olan Avrupa Orta-vadeli Hava Tahmini Merkezindeki bilgisayar saniyede 400 milyon hesaplama yapabilir. Bu bilgisayar dünyanın her tarafından her gün 100 milyon farklı hava ölçümü almakta ve on günlük bir tahmin yapabilmek için kesintisiz üç saat boyunca bu verileri işlemektedir. Yine de iki ya da üç günün ötesinde yapılan tahminler spekülatiftir, altı ya da yedi günü aşan tahminler ise hiçbir değer taşımaz. O halde kaos teorisi, karmaşık nonlineer sistemlerin öngörülebilirliğine belli sınırlar koyar.
Buna rağmen Gleick ve diğerlerinin, kelebek etkisine, sanki bu, kaos teorisine tuhaf bir mistik esrar şırınga ediyormuşçasına bu denli dikkat sarf etmesi tuhaftır. Matematiksel olarak kesin bir biçimde modellenmemiş bile olsa, şurası yeterince ortaya konulmuştur ki, benzer diğer karmaşık sistemlerde de girdilerdeki küçük bir değişiklik çıktılarda büyük farklılıklar üretebilir, bir “nicelik” birikimi “niteliğe” dönüştürülebilir. Örneğin insan ile şempanzelerin temel genetik yapılarında yalnızca yüzde ikiden daha az bir farklılık vardır; moleküler kimyanın kavramlarıyla miktarı belirlenebilecek olan bir farklılıktır bu. Yine de genetik “kodu” canlı bir hayvana dönüştürmekteki karmaşık, nonlineer süreçlerde bu küçük farklılık bir varlık ile bir başka varlık arasındaki farklılık anlamına gelir.
300 yıldır fizik lineer sistemlere dayandırılmıştı. Lineer kavramı, eğer böyle bir denklemi bir grafik üzerinde gösterirseniz düz bir doğrunun ortaya çıkacağı anlamına gelir. Gerçekte, doğanın büyük bir bölümü tam da bu şekilde işliyormuş görünür. Klasik mekaniğin doğayı yeterince tarif edebilmesinin nedeni budur. Ne var ki, doğanın büyük bir bölümü lineer değildir ve lineer sistemler aracılığıyla anlaşılamaz. Beyin şüphesiz lineer bir tarzda işlemez, kaotik yükseliş ve çöküş döngüleriyle ekonomi de öyle. Nonlineer bir denklem düz bir doğruyla ifade edilmez, gerçekliğin düzensiz, çelişkili ve çoğu durumda kaotik doğasını dikkate alır.
O yuzden evren hakkinda dusunurken dunyadaki olcum, degerlendirme sistemlerini(bicimlerini bi kenara birakacaz, e bunu kac defa soyliycez yav?)
Ahan da iki ornek, ucretsiz hemi de:
Bunların ilki Hubble uzay teleskopunun çektiği, iki galaksi arasındaki bir çarpışmanın fotoğrafıdır. Tıpkı göle atılmış bir çakıl taşı gibi, bu şiddetli çarpışma da saatte 200.000 millik bir hızla gaz ve toz bulutunu önüne katarak oldukça kuvvetli bir enerji dalgalanması yaymıştır. Her ne kadar bu durum kesinlikle bizim geleneksel kaos düşüncemizi yansıtıyormuş gibi görünse de sıcak gazların oluşturduğu bu dış halkada milyarlarca yeni yıldız doğmuştur. Burada kaosun aynı zamanda hem ölüm hem doğum, hem yıkım hem yaratılış olduğunu görüyoruz. İlk gazların kaosunun içinden, bizimkine benzer gezegen sistemlerinin oldukça tahmin edilebilir yörüngelerinin de çok büyük bir olasılıkla dahil olduğu birçok sabit düzen biçimi gözler önüne serilir. Kozmosun "büyük patlama" ile doğuşunun ilk anlarında oluşan atom altı parçacıklar hala düzenli biçimlerde vücutlarımızda bulunmaktadırlar. Öldüğümüzde, bu galaktik patlamada olduğu kadar, burada, Yerküre'de de etkin olan kaosun akışına geri döneceklerdir. Daha derine inersek, bu fotoğraf, her birimizin kaosunun bir resmidir.
İkinci görüntü bir dağ akarsuyunun türbülans ını göstermektedir. Burada, görünürdeki karışıklık temelde yatan bir biçim düzenini maskelemektedir. Bu akıntının kenarına oturduğunuzda, onun aynı zamanda hem sabit olduğu hem de durmadan değiştiğini fark etmeye başlarsınız. Suyun türbülans ı sürekli yenilenen karmaşık şekiller ortaya çıkarır. Demek ki bu akarsu bize yönelik bir başka metafordur. Tıpkı bu akarsu gibi, hücreler düzenli olarak birbirinin yerini aldığı için, fiziksel bedenimiz de durmaksızın yenilenmekte ve dönüşmektedir. Bu arada bedenimizin psikolojik merkezinde bulunduğuna inandığımız "ben" de bir akış içindedir. Hem on yıl önce olduğumuzla "aynı" kişiyiz hem de aslında yeni bir kişiyiz. Oysa bunun bile ötesine geçebiliriz.
Yani ….
Evrenin basi ve sonunu aramak yersizdir diyor materialist dusunce…Cunki nasil O(sifir)i tanimlayamiyorsak, veya eksi sonsuz, arti sonsuz degerlerini bilemiyorsak bunu da tanimlayayiz… Evrende amac ve tasarim yoktur,
Sekil degistiriyoruz, durmadan!
Her sey!
Kaotik bir “duzen” icinde!
...diyorlar!
Son soz:Hayatta en hakiki mursit ilimdir, fendir!
Yukarida yazilanlar da teoridir, hemen celallenmeyinis
saygilar

Yorum Yaz